Eduser

Montessori Hakkında

Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

  NİTELİKLİ OKUL ÖNCESİ EĞİTİM ve MONTESSORİ YÖNTEMİ

Beyin gelişiminin yüzde 70’inin 0-6 yaş grubunda meydana gelmesi, eğitimcileri okul öncesi eğitiminin niteliğinin yükseltilmesine ilişkin yeni arayışlara yöneltmiştir.

Eğitimin niteliğinin yükseltilmesi çabalarında üzerinde durulan en önemli husus, bireye kendi hızında ve tarzında öğrenme fırsatının verilmesidir. Grup eğitimleriyle bunun sağlanması mümkün değildir. Çeşitli testlerden faydalanılarak öğrenme hızları birbirine çok yakın çocuklardan bir sınıf oluşturulsa bile, bunların öğrenme tarzları farklı olacaktır. Dolayısıyla öğrenciler kapasitelerini tam olarak kullanamayacaklardır. Nitekim grup eğitimin bireyin öğrenmesini güçleştiren yönlerini azaltmak için 1980’li yıllardan itibaren “öğrenci merkezli eğitim” kavramı gündeme gelmeye başlamıştır. Bunun günümüzde geldiği nokta eğitimin bireyselleştirilmesi veya bireyselleştirilmiş eğitimdir.

Eğitim bireyselleştirilmeden, her bireyin kendi hızında ve tarzında öğrenerek kapasitesini tam kullanması sağlanamamaktadır.

 

Bireyselleştirilmiş eğitime olan ihtiyacın daha iyi anlaşılmaya başlanması 1920’li yıllardan beri bilinen bir yöntemi (Montessori) gündeme getirmiştir.

Cevap aranması gereken soru şu: 1920’li yıllardan beri bilinen bir yöntem neden yeni olarak sunulsun, iyi bir yöntem ise neden daha önce yaygın olarak kullanılmaya başlanmadı?

Bu soruya sanayi ve bilgi toplumunun değerleri arasındaki farklara vurgu yapılarak cevap verilebilir.

1920’li yıllarda da bireyselleştirilmiş eğitimin üstünlüğü biliniyordu. Ancak, her çocuğa bir öğretmen verilemeyeceği, dolayısıyla yaygın uygulamasının mümkün olmayacağı söylenerek karşı çıkılıyordu. Aslında, bu yöntem sanayi toplumunun değerleriyle çatışıyordu. Sanayi toplumu her şeyde olduğu gibi eğitimde de bireyleri gruplayarak maliyeti düşürmeyi hedefliyordu. Günümüzde bireyin ön plana çıkması ve grup içerisinde de bireyselleştirilmiş eğitimin verilebileceğinin anlaşılması, bu yaklaşımın uygulamaya konulduğu Montessori yöntemini gündeme getirmektedir.

Montessori yöntemi okulu bir laboratuar olarak değil, hayatın kendisi olarak kabul eder.

Bu kabulüyle de söz konusu yöntem sanayi döneminin değerleriyle çatışmaktaydı. Çünkü sanayi toplumunda okul, öğrenciyi hayata hazırlayan bir laboratuar olarak görülmekteydi.

Günümüzde doğallığın tekrar değer kazanması, Montessori yöntemini önemli hale getirmiştir.

Montessori yöntemi kültürel farklılıklara duyarlıdır. Sanayi toplumunda ise herkesin bir potada eritilmesi eğilimi güçlüdür.

Bilgi toplumunun oluşmakta olan değerleri, dikkatlerin Montessori yöntemine yönelmesi sonucunu doğurmuştur.

Kısaca, Montessori yöntemi, sanayi toplumunun değerleriyle çatıştığı için uzun yıllar yaygın uygulanma fırsatını bulamamıştır. Bilgi toplumu değerlerinin oluşmasıyla, bu yöntem ön plana çıkmaya başlamıştır.

Montessori Eğitiminin Genel Özellikleri:

Montessori’ye göre çocuğun gelişmesi, onun yetişkinden bağımsızlaştırmak için verdiği bir mücadeledir. Bu, onu daha doğumundan itibaren zorlayan bir içgüçtür.

Eğitimin temel görevi çocuğun kendini geliştirebileceği şekilde hareket ve faaliyet özgürlüğünü tanımayı amaçlayan hazırlanmış bir çevre sunmaktır.

Montessori Eğitim düşüncesinde düzen çok önemlidir. Çocuğa göre düzen biz yetişkinlerin anladığı anlamdan farklıdır. Bu nedenle materyaller çocuğun sade dünyasını karıştırmayacak bir şekilde belirli ve her zaman aynı yerlerde duran, eksiksiz, hatasız olmalıdır.

Eğitimci bu hazırlanmış çevrenin bir öğesidir. Çocuğun duyarlı dönemlerdeki ihtiyaçlarını bilen, onu iyi gözlemleyen, ona ihtiyaç duyduğu anda yol gösterici ama gereğinde geri planda kalmayı başaran, iyi bir iç hazırlık ve hazırlanmış çevreyi gerçekleştirendir. Eğitimci yol gösterici ve sadece çocuk ihtiyaç duyduğu anda ona yardımcıdır.

Montessori Eğitim düşüncesinin merkezinde ne materyal ne de eğitimci ön plandadır. Bu eğitimde esas çocuğun kendisidir. Bu nedenle uygulamalarda çocuğun çalışacağı materyali serbest seçimi çok önemlidir. Eğitimcinin daha önce çocuğun gelişim evresine uygun zamanlarda ona tanıttığı materyali, kendi boyuna uygun raflardan istediği zaman tekrar seçebilen ve istediği kadar tekrar yapabilen çocuk kendi seçiminin sorumluluğu ile onu tekrar aldığı yere doğru bir şekilde bırakmakla yükümlüdür.

Her materyalden sadece bir adet bulunması prensibi çocuğun yaşadığı toplum kurallarına uymasını, başkaları ile birlikte çalışmayı, sabretmeyi, beklemeyi öğrenmesini sağlar. Bu da okul öncesi kurumlarında çocuklara verilmesi gereken ilk sosyalleşme eğitimidir.

 

Montessori Materyalleri;

  • Günlük Hayat Uygulamaları
  • Duyuları Geliştirici Materyaller
  • Matematik Materyalleri
  • Evrensel Öğrenmeyi Sağlayan Coğrafya Materyalleri
  • Doğa Olayları İle İlgili Deneyler

Olmak üzere başlıca beş grupta toplanabilir.

 

Montessori Materyallerinin Özellikleri:

  • Montessori’ye göre materyaller “çocuğu dünyaya açamaya yarayan anahtarlardır”. Materyallerdeki güçlüklerin izole edilmesi çocuğun her seferinde sadece amaçlanan bilgi ve beceriye ulaşmasını sağlar. Bu aynı zamanda çocuğun dikkatini bir noktaya toplamasını sağlar.
  • Materyallerin en önemli özelliklerinden biri “hata kontrolüdür.” Kendi hatalarını kendisi fark ederek düzelten çocuk böylece “bağımsızlaşır” ki; eğitimde varılmak istenilen en önemli hedef budur.
  • Materyallerde önem verilen “estetik” çocuğu o materyalle çalışmaya motive eder.
  • Materyaller adeta “soyut kavramların materyalleşmiş biçimidir.”
  • Her materyal derece derece güçleşir ve böylece çocuğu daha zora ama onu zorlamadan ulaştırır.
  • Hemen her materyal bir sonrakinin ön hazırlığıdır.
  • Materyallerin uygulanması sırasında çocuğun doğal ihtiyacı olan hareket etme ihtiyacı göz önünde tutulmuştur.
  • Materyallerin hazırlanmasında kültür özellikleri ön planda düşünülmüş ve “Kültür taşıyıcı” olan çocuğu daha emici zihinsel döneminde içinde yaşayacağı topluma adapte olmasını sağlar.

 

 

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.